| zambak.eu |

Web&Design Services

Tasarım Nedir?

Design sözcüğü Latince kökenli 'designare'den türemiştir; anlamı 'bir şeye işaret etmektir'. Etimolojik anlamda, uzakta olan bir şey işaret edilebilir; piktoral anlamda 'de-sign' birden fazla şeyin olduğu ortamda, yalnızca tek bir şeyi işaret edebilir. Ruhani anlamda ise 'aklın gözü' betimlemesiyle; sözcüğün yoğun bir arınmadan geçtiği hissedilir. Tasarlamak sözcüğü ile de; işaretlemek, iz bırakmak, not etmek, altını çizmek, damga vurmak, özgün olmak, biricik ve tek olmak, belirginleştirmek, ayrıştırmak eylemleri vurgulanıyor.

Gemlik

Gemlik M.Ö. 1390 yilinda kurulmus, Osmanli Imparatorlugunun ikinci hükümdari Orhan Bey zamaninda Türk topraklarina katilmistir. Padisah Birinci Murat zamaninda, deniz kuvvetlerine savas gemisi yapan tersanelerin bulundugu bir yer olmasi nedeniyle, önce "Gemilik" adini almis, daha sonra bu isim halk dilinde degisiklige ugrayarak "Gemlik" haline gelmistir.

Gemlik Bursa'nin 32 km. kuzey batisinda, Marmara denizinin en sakin ve adini verdigi körfezin kiyisinda kurulmustur. Ilçe yer kürenin 29.13 derece dogu meridyeni ile 40.12 derece kuzey paraleli üzerinde bulunmakta ve yüz ölçümü 611 km2 dir.

Gemlik Körfezi umumiyetle sakin ve dalgasizdir. Dogudan batiya 35 km güneyden kuzeye en genis yeri 10-15 km olan körfez karsilikli iki burundur.

Gemlik Körfezini çevreleyen daglarin körfeze dönük yamaçlari ilçenin arazisini olusturmaktadir. Daglarla kiyi arasinda sikismis bulunan çok sayida ova bulunmaktadir. Bunlarin en büyükleri Engürücük ve Gemlik Ovalaridir. Ilçe merkezi Gemlik Ovasinin bati ucunda kurulmustur. Ilçenin en yüksek noktasi, Katirli daglari üzerindeki Üçkaya tepesidir.

Gemlik, akarsu ve göller açisindan zengin bir yer degildir. Karsak Çayi olarak taninan Sazlik Deresi, ilçenin en fazla su tasiyan akarsuyudur. Uzunluk yönünden ilçenin en büyük akarsuyu olan Kocadere Katirli Daglarindan dogar ve Engürücük Ovasini suladiktan sonra körfeze dökülür.

GEMLİK'İN TARİHİ

Tarihi araştırmalarda esas olan yazılı kaynaklardır. Eğer yazılı kaynak yok ise o zaman kalıntılar, mitolojik öğeler, söylenti niteliğindeki anlatımlar tarih yazımında esas alınabilir.

Gemlik’in kuruluşu ile ilgili bilgilere de daha çok mitolojik kaynaklardan elde edilen bilgilere dayanılarak açıklama getirilebilmektedir.

Avusturyalı tarihçi Hammer'in Devleti Osmaniye Tarihi adlı, seri kitaplarından 1. Ciltte Gemlik’le ilgili hurafeye dayanan bir izahat vardır. Bu hurafeye göre Gemlik'in ilk keşfedeni Siyüs namında bir Argonot kumandandır. Hammer; ilkçağın ünlü coğrafyacısı Strabon’a dayandırdığı  bu olayı şöyle nakletmektedir: Kolkida' dan (Kafkasya'dan) bir savaş yaparak dönmekte olan Argonot'lar o devirde (Siyanüs) adını taşıyan Gemlik körfezinin sahillerine gelmişlerdir.

İlk gemiciler olarak adlandırılan bu Yunan heyeti, gemilerine su almak için aralarından İLAS isimli birisini karaya göndermişlerdir. Karaya çıkan İlas çeşmeden su doldururken, periler tarafından yakalanarak dağa kaçırılıyor.(İlası periler değil oraya daha önceden gelen dağlarda yaşayan insanlardan kaçırıldığı konusunda tarih kitapları hem fikirdir) İlas'ın gemiye dönmediğini gören kafile başkanı (Siyüs) arkadaşlarını arayıp bulmaları için emrindeki insanlardan bir kısmını karaya çıkmalarını emretmiştir.İşte o tarihten yani Hicretten (2012) Milattan ise (1390) yıl evvel Gemlik topraklarına ayak basan bu Yunan savaşçıları İlas'ı bulmak amacıyla sahilde konaklamaya karar veriyorlar. İlk defa yerleştikleri bu mevkiye kafile reisleri olan SİYÜS' ün ismini vererek şehrin temellerini atmışlardır. İlas'ı bulmak için her tarafa gözcüler konmuş dağların geçitleri yol boyları daimi bir gözetim altında bulundurulmuştur.

Günler geçtikçe Gemlik te yerleşmeleri kesinleşen Argonotlar İlas'ı bir türlü bulamamışlardır. Unutamadıkları arkadaşları her sene İlas'ın kaybolduğu günün  yıldönümünü anmak için aralarında toplantılar tertip etmeye karar vermişlerdir. O gün geldikçe gruplar halinde toplanarak eğlenceler hazırlanmış ve hep bir ağızdan hazinli şarkılar söylemişlerdir.

Tamamen hurafeye dayanan bu bilgileri; Hüdavendigar Vilayeti Salnameyi Resmiyesi de aynı şekilde kayıt etmektedir. Bundan yola çıkarak Gemlik şehri (Argonot) adındaki meşhur heyetle muharebeye dahil olan Yunanlı kahraman KİYOKS tarafından kurulmuştur. Kısıtlı sayıdaki tarihimizle ilgili kitaplara baktığımızda Gemlik'in 3395 yıllık bir maziye sahip olduğunu anlamaktayız.

İlçemizin kurulduğu tarihten itibaren bu güne kadar geçirmiş olduğu olayları sıralayabilmek için, milattan önce 1300 tarihinden başlamak icap eder. Marmara'nın bu bölümüne muhtelif devirlerde akın yapan ulusların kronolojik durumlarını incelemek Gemlik'in tarihini aydınlatması bakımından çok önemlidir. Gemlik bölgesinde zaman içerisinde egemen olan devletleri sayacak olursak; Lidyalılar, Persler, İyonlar, İskender, Bitinyalılar, Romalılar, Bizanslılar, Araplar, Haçlı ordularının istilası ve son olarak da Osmanlılar.

Uzun zaman istila ve işgallere maruz kalan Gemlik'in tarihi manzarası çok uzun ve karmaşıktır. İznik ve Bursa gibi tarih boyunca pek çok ulusun ihtişamını çeken ve pek çok ulus tarafından işgal edilen iki şehrin arasında geçiş yolunda yer alması, Gemlik tarihinin bu iki şehrin kuruluş tarihleriyle yakından ilgisini sağlamıştır.

M.Ö 7. yy’da Sakarya bölgesine yerleşen Frigyalılar Kios şehrini de ele geçirmiş fakat Frigyalıların denizcilikten daha çok tarıma önem vermeleri Kios’ un eski önemini yitirmesini sağlamıştır. Lidya Kralı Giges Kios’u Friglerden alır. M.Ö 652 de de Kimmerler Lidyalıları yenerek Kios’ u� 561 yılında bu kez Lidyalılar Kral Kreziüs zamanında Kimmerleri yenerek Kios şehrini ele geçirir. Lidyalıların bir ticaret üssü olarak kullandığı Kios kısa zamanda gelişir ve zenginleşir.

M.Ö 6. yy’ın ortalarına doğru Pers Krallığı Lidyalıları yenerek Kios’u ele geçirdi. Pers’ler ele geçirdikleri bir çok yer gibi Kios’u da yakıp yıktılar.

M.Ö 3 ve 2. yy’larda İskender İmparatorluğunun sınırları içerisinde kalan Kios Sezar zamanında Roma egemenliğine geçmiştir.

Büyük Roma İmparatorluğu'nun dağılmasından sonra Bizans sınırları içinde kalan Kios şehri önemli bir liman kenti, zeytincilik ve ipek böcekçiliği merkezi olarak parladı.

Süleyman Şah’ın komutanlarından Ebul Kasım deniz kuvvetleri açısından güçsüz olan Anadolu Selçuklu Devleti’nin bu açığını kapatabilmek ve İstanbul’u denizden de kuşatmak amacıyla Kios’u almaya karar vermiş ve 1087 yılında Gemlik’i almıştır.

Osmanlı zamanındaki Vilayeti Salnamei Resmiyesi Gemlik ile Bursa'nın aynı isimden ayrılmış oldukları hakkında şöyle yazmıştır. Bursa Romalıların eline geçtiği zaman (MÖ. Birinci yüzyılın ortalarına doğru) iki Bursa'yı birbirinden ayırabilmek için şimdiki Bursa'ya (Keşişdağı Bursası) manasına gelen (Pruza Ad Olimpiom) Gemlik'e ise (Sahil Bursası) manasına gelen Pruza Ad Mara adını vermişlerdir. Bu da gösterir ki; Gemlik her zaman iki başkent şehri İznik ve Bursa arasında onlara deniz ulaşımı sağlayan, gemilerinin inşa edildiği ve konakladığı, çok önemli bir liman kentidir. Gemlik’in liman özelliğini haçlı seferleri sırasında da görmekteyiz. Haçlı seferleri sırasında Kios Limanı; Anadolu içlerine gönderilecek Haçlı askerlerine bir iskele teşkil etmiştir. Haçlılar Selçuklularla yaptıkları savaşlar esnasında Gemlik’i lojistik üs olarak kullanmışlardır. Hatta 1.Haçlı seferinde haçlı ordusu içerisinde bulunan Fransız tarih yazarı Civitot Gemlik’e kendi adını vermiş ve eserlerinde Gemlik’ten Civitot diye bahsetmiştir. Süleyman Şah Haçlı ordusunu bir sefer sırasında Kios yakınlarında yakalamış ve ağır bir yenilgiye uğratmıştır.

1204 yılında İstanbul’dan haçlılar tarafından kovulan Bizans İmparatoru İznik’te yeni bir Bizans devleti kurunca; İznik’in deniz bağlantısını sağlayan iskele olması bakımından Gemlik’i haçlı ordularından almak uğruna uzun uğraşlar vermiştir.

Bizans imparatoru Theodoros Laskaris yaptığı savaşta Latin Krallığına yenilip geri çekilmek zorunda kaldı( 1207). Fakat Theodoros Laskaristen sonraki imparator 3. Dukas, Gemlik’i ele geçirmeyi başarmış ve buradaki tersaneleri yeniden faaliyete geçirerek gemi yapımını hızlandırmıştır.

Anadolu Selçuk İmparatorluğu nun son zamanlarında Bizanslılar karşısında, bir hudut muhafızı olarak tayin olunan Ertuğrul Beyden itibaren, yeni bir Türk devleti daha tarihte parlamaya başlamıştır.Selçuk Hükümdarı, Ertuğrul Bey'e fethedeceği yerlerin mülkiyetini vermiştir. Ertuğrul Gazi; bir taraftan fetihlerdeki başarıları, diğer taraftan da iç idaredeki düzeni ile kısa zamanda beyliğinin nüfus ve kudretini etrafa tanıtmıştır. Ertuğrul Bey'in ölümünden sonra yerine geçen küçük oğlu Osman Bey’le beraber devletin tarihe mal olan hakiki adı meydana çıkmıştır. 1257 yılında Eskişehir'den İnegöl'e kadar bütün şehirleri Osman Bey hakimiyeti altına almış, Bizans tekfurlarını birer birer kendine bağlamıştır. Bursa’nın arazisinin verimliliği ve ihtişamı Osman Bey'in dikkatini çekmiş fakat Bizans İmparatoru ne pahasına olursa olsun bu şehri yeni kurulan Türk devletine kaptırmak istememiştir. Ordusunu yeni silahlarla takviye eden Osman Bey askerini ilk başta İznik üzerine göndermiştir. Yapılan çetin savaş sonucunda İznik'i alamayan Osman Bey geri dönmek zorunda kalmış fakat yolları üzerinde bulunan bazı kaleleri almayı başarmıştır. Her yıl biraz daha güçlenen ve hudutlarını İstanbul ve Bursa'ya doğru genişleten Osman oğulları artık Bursa'yı almaya kesin karar vermişlerdir. Selçukluların çökmesinden sonra ordunun bir kısmı Osman oğulları ordusuna katılmıştır. Osman Bey yeni gelen ordusuyla birlikte İznik üzerine tekrar yürümüş ve bu sefer İznik'i fethetmeyi başarmıştır. Osman Bey çok yaşlandığı için Bursa'yı ölümünden evvel almak istemiş fakat şiddetli bacak ağrıları Osman Bey'in yerine oğlu Orhan Beyi bırakarak Yenişehir bölgesinde istirahata çekilmesine sebep olmuştur.(1320) Orhan Bey tahta geçer geçmez babasının son arzusunu gerçekleştirmek için hemen Bursa’yı kuşatmıştır.Fakat aylarca süren kuşatmaya rağmen Bursa'nın teslim olmaması Orhan Bey'in canını sıkmıştı.

Bursa teslim olmuyordu çünkü Bizans’tan çok rahat destek alıyordu.Kale; Bizans'tan yardım gördüğü için kuşatmaya karşı durabildiğinden Osman Bey İstanbul'dan gelen yardımları engellemek üzere, oğlu Orhan Bey'e kıyı taraflarının alınmasını emretmiştir. Bunun üzerine Orhan Bey en güvendiği komutanlarını yanına alarak (Akçakoca ve Kara Timurtaş) Mudanya ve Gemlik'i kuşatmıştır. Mudanya fazla dayanamayarak Miladi 1321'de teslim olmuştur.. Ancak zamanın Kios şehri yani Gemlik güçlü savunma olanakları dolayısıyla Osmanlı saldırılarına direniyordu. Güçlü savunması nedeniyle Kios şehri ancak Miladi 1334 yılında alınabilmiştir. Şiddetli bir hücum sonucunda kale burçları yıkılmış ve Kara Ali Bey komutasındaki Osmanlı askerleri şehre girmiştir.

Hüdavendigar Vilayeti Salnamei Resmiyesinde Gemlik'in Osmanlılar tarafından zapt tarihi Hicri 734 yıl sonra olarak gösterilmiştir.Orhan Bey Bursa'nın boş olan semtlerine Türk aileleri yerleştirmiştir. Umurbey kasabası bir köy olarak o zamanlar kurulmuştur. Orhan Bey zamanında Bursa ve çevresindeki şehirler her alanda büyük inkişaf göstermiş, ticaret, ziraat ve sanayi bakımından Bursa, Bilecik, Yenişehir, İznik ve Gemlik şehirleri için altın çağlar yaşanmaya başlamıştır. Ayrıca deniz kuvvetlerini kuvvetlendirmek amacıyla İzmit, Gemlik ve Gelibolu da tersaneler kurulmuştur. Osmanlı devletinin denizciliğinde büyük hizmetleri görülen Gemlik yükselme devrinde gemi yapım şehri olarak inkişaf edilmiştir. Daha sonraki yüzyıllarda zeytinciliği, kozacılığı ve kıymetli mermerleri ile Gemlik Osman Oğullarının en çok ilgi gören bir şehir olmuştur. Duraklama ve gerileme dönemlerinde her alanda ve memleketin her yerinde olduğu gibi Gemlik de ihmale uğramış, tersanenin yeri bataklığa dönmüş, sarayları ve abideleri süsleyen mermerleri yok olmuştur. 1789 yılında iktidara geçen 3. Selim devriyle Türk yurdu her alanda olduğu gibi denizcilik alanında da yeni ıslahatlara kavuşmuştur. 3. Selim'in Fransa'dan getirttiği mühendisler Gemlik tersanesini yeniden inşa etmiş ve kısa bir zaman zarfında körfezde yeniden gemiler yüzmeye başlamıştır.

Osmanlı Devleti 1. Dünya savaşında yenilince ilçemiz de Anadolu’daki bir çok yer gibi itilaf devletlerince işgale uğradı. İlk işgal girişimi 30 Haziran 1920'de İngiliz birliklerinin Gemlik Limanı'na yanaşmalarıyla başladı. İngilizlerin gemilerden şehre inmesini engellemek isteyen Dr. Ziya Kaya, Kaymakam Mehmet Cemil Bey ve Yüzbaşı İbrahim Beyin İngiliz komutana "Kasabanın büyük çoğunluğu Rum, her yere benzin tenekeleri yerleştirdik. Eğer ısrar ederseniz ateşleyeceğiz” demeleri üzerine İngilizler çıkarma yapmaktan vazgeçtiler. Bu girişimden bir hafta sonra 6 Temmuz 1920'de İngilizler tekrar körfeze gelerek demirledi. Bu kez hem karadan hem de denizden ve de şehrin kritik yerlerini bombalayarak yapılan saldırı sırasında başarılı oldular. Her ne kadar karşılarına Şube Reisi ve Jandarma Komutanı Yüzbaşı İbrahim komutasındaki Kuvayı Milliye diye adlandırabileceğimiz silahlı siviller çıktıysa da şehrin üzerinde uçan İngiliz uçakları Kuvayı Milliye mensubu halkın korkup Katırlı köyüne doğru çekilmelerine neden oldu. Şehir savunmasız kalınca da İngilizler önce Hükümet Konağını ardından Askerlik Şubesini işgal edip şehre yerleştiler. Umurbey önlerine kadar ilerleyen İngiliz askerleri içeriden dışarı dışarıdan içeri giriş çıkışı yasakladılar.

Ne var ki; İngilizler kenti işgal ettikten kısa süre sonra şehri 8 Temmuz’da Bursa’yı işgal eden yunanlılara bırakarak çekildiler. İngilizlerin işgal ettikleri bütün bölgeleri Yunanlılar devir aldılar. Köyler ve Umurbey kasabası dahil Müslüman halkın elindeki silahları, av tüfeklerini, büyük çaptaki bıçakları, ziynet eşyalarına varıncaya kadar toplayan Yunanlılar; ilçedeki Ermeni ve Rumlara ise karışmamış hatta bunlara her çapta tüfek, tabanca vermişlerdir. Foti, Yorgi ve Simon adlı çete liderlerinin komutasında ve Yunan korumasında silahlanan ermeni ve rum çeteleri Osmanlı jandarmasının da silahsızlarının alınmasından istifadeyle çevre köyleri basmışlardır. Halkın eşyalarını almışlar, köyleri yakmışlar, yollarda para ve mallarını gasp ettikleri insanları bir de çeşitli yerlerini keserek; öldürmek suretiyle her türlü işkenceyi yapmışlardır.

Bu çeteler 1920 yılında önce Umurbey ve çevre köylerinde daha sonra 1921 baharında ise özellikle Küçük Kumla, Karacaali, Narlı, Kapaklı, Fıstıklı, Sultaniye, İhsaniye, Mecidiye , Hamidiye, Muratoba köyleriyle Armutlu kasabasında önemli ölçüde can ve mal kaybına sebep oldular. Baskına uğrayan köyler halkı ile Orhangazi yöresinden gelerek Gemlik’e sığınan Müslüman Türk halkı itilaf devletleri tarafından oluşturulan uluslar arası bir kurulun raporu üzerine İstanbul’a nakledildiler.

Bunlar ancak Kurtuluş Savaşı'ndan sonra köylerine dönebildiler.

1920'de Gemlik şehir nüfusunun büyük çoğunluğu Hıristiyan Osmanlı vatandaşlarından oluşmaktaydı. Bu yüzden yunanlıların korumasındaki çeteler daha çok köy ve kasabalarda faaliyet göstermişlerdir. İzmir’in işgalinden sonra oluşan Reddi İlhak hareketine Gemlik’te yaşayan Müslüman halk yeterince katkı sağlayamasa da Dr. Ziya Kaya ve Mustafa Necati gibi bazı aydınların bireysel çabalar gösterdikleri görülmektedir. Hatta Dr. Ziya Kaya dahiliye nazırını eleştirip düelloya davet ettiği gerekçesi ile tutuklanarak Bekirağa bölüğüne kapatılmıştır. Sivas kongresinden sonra Müdafaa-i Hukuk örgütlenmesi tüm olumsuz şartlara rağmen gecikerek de olsa gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmaların daha çok Umurbey ‘de olduğu belirtilmektedir. 1920 başlarında İstanbul’da toplanan Osmanlı Mebusan Meclisine çekilen bir telgrafın altında Müdafaa-i Hukuk şubesi başkanı Rüstem beyle beraber üyeler Cavit ve Mehmet beylerin de adları bulunmaktadır. Bunların dışında Bekirağa bölüğünde tutukluı bulunan Dr. Ziya Kaya ve Hasan Rıza’nın adları da muhtelif yerlerde Müdafaa-i Hukuk cemiyeti şubesi üyesi olarak geçmektedir.

Gemlik; 10/11 Eylül 1922 gece yarısı kanlı çatışmalardan sonra Halit Paşa ( Karsıalan) komutasındaki Kocaeli Grubu tarafından işgalden kurtarılmıştır. Bu çatışmalarda şehit düşen Yüzbaşı Cemal Bey’in mezarı Gemlik’tedir. Ayrıca adı bir ilköğretim okuluna verilmiştir.

Kurtuluş Savaşı'ndan sonra Gemlik’ te yaşayan bütün Hıristiyanlar Lozan Antlaşması sonucunda uygulanan nüfus mübadelesi ile şehri terk ettiler. Bunların yerini Yunanistan’dan gelen göçmenler aldı.